Published On: Cum, Eki 24th, 2014

150 Yıl Sonra Anavatanda Olmak!

Share This
Tags

Ayayra (Zafer Bayramı) 21. yıl kutlamaları için Abhazya cumhuriyetinin davetlisi olarak canlar ülkesi Abhazyamıza doğru çıkıyoruz yola. Maceralı ve kısa bir hava yolculuğundan sonra Adler’deyiz. Ne isminden nede yaşayanlarından bize ait hiç bir şey kalmamış Adler’de. Garip ve mahzun bir kent. Yıllardır çocuklarına özlem çeken, havasında özlem kokan bir şehir Adler. Buruk bir kalp ve meraklı gözlerle Ubıhların ve Sadzların diyarından Abhazyamıza varıyoruz.

Gümrükte Kafkas dağlarının zirvesi kadar soğuk ve bitkin bir görevli açıyor bindiğimiz minibüsün kapısını Türk pasaportlarımıza bakıp;

— Apsuva rıpasaport şımoma ?

— Ayey Yıhamop (Özen Abi)

— Şıpasoportka yıztışımhıvey vusan? (kısa yollu bir fırça)

Bu konuşmalar esnasında ilginç bir duygu, tüylerim diken diken oluyor. Çünkü bir sınır kapısındayım ve bir gümrük görevlisi ile Abhazca konuşuyorum, dedemden, babamdan duyduğum köyde yarım yamalak konuştuğum Abhazcam ile bir sınır kapısından geçiyorum ve anlıyorum ki siz Abhazya için canını veren kahramanlarımız sizler boşuna ölmediniz….

Kısa süren kontrollerden sonra Abhazya topraklarına ayak basıyorum. Tarifi olmayan bir duyguydu bu benim İçin. 150 Yıl önce atalarımın sökülüp atıldığı özlem kokan topraklarda Abhazyamdayım nihayet. Karmaşık duygularla Abhazya topraklarında yol alıyorum arkadaşlarımla. Kim bilir ne insanlar can vermişti 21 yıl önce olduğu gibi 150 yıl önce. Ne anneler göz yaşlarına boğulmuştu bağrına bastıkları çocukları başında. Ne aileler parçalanmıştı denizin diğer ucuna. Biraz öfke, biraz hüzün ve en çokta yeni umutlarla ilerlerken Abhazyamda bir tabela görüyorum belli belirsiz. Dikkat kesiyorum oturduğum koltukta biraz dikilerek. Gagra diyordu tabela. Derken Gudauta, Afon Ve nihayet canlar ülkesi Abhazyamın Başkenti Akua’dayım.

Evet nihayet ulaşıyoruz otelimize. Girişte tabelada yazan yazı oldukça mutlu ediyordu beni. Apsışırta tam Türkçe karşılığı ” dinlenme yeri ” yanımızda bizi karşılayan Abhazyalı dostlarımız Copua Xırıps, Kolği Ravil, Con Sımır ağabeyimle vedalaşıyoruz yarın buluşmak üzere. Yine en sevdiğim enstantaneler. Resepsiyonist bayanla Abhazca konuşarak odalarımızı öğreniyoruz..

— Hara turktıla hayiyt.hapsışartoka yahbar yaxtaxup.

—Bızıala şahbeit. Ayey yışöshoveit .. Vs.

Ve anahtarlarımızı alıyor ve odalarımıza çekiliyoruz. Tarifi imkansız bir huzur ve mutlulukla atalarımın yaşadığı gökyüzünün altında Abhazyam da ilk uykuma dalıyorum. Abhazca rüyalar görmek umuduyla…

Heyecandan mıdır bilmiyorum çokta yorgun olmama rağmen uyku tutmuyor. Yeni bir güne yıllardır merakla beklediğim, özlediğim memleketimde başlayacağım nihayetinde… Gün ışıyor, güneşe ilk defa dedelerimin baktığı yerden Abhazyam dan bakacağım. Hemen fırlıyorum odamın balkonuna. Çekiyorum kapıyı oda ne? kapı elimde!!! Meğer Abhazya da bütün kapılar dışa açılıyormuş. Mahir ellerimle kolu takıyor ve çıkıyorum balkona. Pırıl pırıl bir hava güneş yeni yeni gösteriyor yüzünü her zamankinden güzel ve her zamankinden sıcak. Hemen etrafa bakıyorum sağımda adına inat masmavi bir deniz. Şehrin etrafı yemyeşil. Yeşil Çerkeskalarını giymiş muhafızlar gibi bekliyorlar ağaçlar… Ve daha uzaklarda tüm heybetiyle ve vakur duruşuyla bilge bir Abhazın ağarmış saçları gibi tepelerindeki karları ile adeta Abhazyamın sadık askerleri edasında Kafkas dağları. Gözlerim hemen yakınlarımda 100 metre ötede bir binaya takılıyor. Yaşlı bir ninenin solmuş yorgun ve anlamlı çizgilerle dolu suratı gibi, eskimiş bakımsız boyası dökülmüş tek tip apartmanlar arasında hemen dikkati çekiyordu bu bina… Bu bina 21 yıl önceki savaşı anlatan bir anıttı adeta… Üzerindeki mermi izleri ve dumandan kapkara olmuş duvarları ile… Yıllar öncesine, kanlı ve acılı günlere götüren bir zaman makinesiydi sanki. Yine hüzün, yine öfke… Sonuçta Abhazyadayım ya, hüznün öfkenin ve mutluluğun yoğrulduğu topraklarda… Bu bizim kaderimiz diyorum ve bir sigara yakasım geliyor oda ne!!! Her zamanki gibi yine unutmuşuz paketi bir yerde. Hemen üstümü giyinip iniyorum aşağıya. Sanki evden bakkala çıkarmışçasına. Çünkü Abhazca biliyorum ve ülkemdeyim sonuçta…

Aşağıda 45 yaşlarındaki görevliye:

— Apsüfa yıvdurama? (Abhazca biliyor musun?)

— Apsını Vaop Saşa Yışbazımdıruvei (Abhazyadasın Kardeşim Nasıl Bilmem)

Gülüşüyoruz ve ardından tanışıyoruz görevliyle.

— Ara atıtın yaasxova ca yaoma? (sigara alabileceğim bir yer var mı?)

— Abraantı vuyaşazax vusa magazink yuvboveit saşa. (Şuradan dosdoğru git marketi görürsün kardeşim)

Teşekkür ediyorum ve otelden çıkıyorum caddeye. Gerçekten enteresan bir duygu, sanki yıllardır bu ülkede yaşıyormuşum hissi var içimde. Hiç yabancılık çekmiyorum. Sırf o mutluluğu hissetmek için hiç tanımadığım insanlara..

— Şişibzia (günaydın) hemen karşılığını alıyorum

— Şişibzia..

Yüzümde hafif bir gülümseme ve tarifi imkansız mutluluk ile yürürken, küçük bir market hemen giriyorum içeriye… Yine o aptalca soru..

— Apsüfa yıjduroma? (Abhazca biliyor musunuz?)

— Ay(evet)

— Tıtınk yıstaxup

— Vusuxoa axz suki?

— Aperlement

— Itabup

— Saxatatabup..

Ve sigaramı yakıyor ve derin bir nefes çekiyorum.

— Evet burası benim ülkem…….

 

 

NOT 1: Abhazya ve Abhazya’da ki insanlarla gönül köprüsünü kuran en büyük argüman dil. Abhazya’da daha İyi Abhazca konuşmayı çok isterdim. Çünkü dille dostluklar kuruluyor sonuçta. Ve sizin Abhazca konuştuğunuzu duyan herkes çok sıcak davranıyor. Onun için dilimizi yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak çok önemli bence.

 

NOT 2: Tasavvufta bir laf vardır. Önce tekkeye sonra Mekke’ye diye. Abhazya’ya gitmeden yaşananları irdelemeli. 21 yıl öncesini de 150 yıl öncesini de. Umarım bir gün tüm Abhazların bir kerede olsa o topraklara yolu düşer.Bir kere düşmeye görsün sonrası kolay zaten 🙂

 

Kalın sağlıcakla…

 

Özgür Bergut Bğavüba

Darıyeri Abhaz Kültür Derneği Başkanı

About the Author

Tüm hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz Copyright 2014 Bu site KadyaSoftware alt yapısı ile yapılmıştır.