Kuzey Kafkasya STK'larından Kamuoyu Bildirisi

Kuzey Kafkasya STK'larından Kamuoyu Bildirisi

Abhaz Dernekleri Federasyonu ve Alan Kültür ve Yardım Vakfı Tarafından Hazırlanan; Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu, Çerkes Dernekleri Federasyonu, Kafkas Dernekleri Federasyonu ve Federasyonlarımıza Bağlı Derneklerimiz Tarafından Desteklenen Kamuoyu Bildirisi 

Kamuoyuna Duyurulur

Bildiğiniz üzere Kuzey Kafkasya STK'ları olarak 08.08.2020 tarihinde, Gürcistan Silahlı Güçlerinin Güney Osetya'ya saldırarak binlerce sivil masumu öldürmesinin 12. Yıl dönümünde; çeşitli törenler ve mesajlar ile kaybettiklerimizi andık ve sorumluları tarih önünde bir kez daha yargıladık. Böylesine acıları bir daha hiçbir halkın yaşamamasını diliyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti Kuzey Kafkasya Diasporası Temsilcileri olarak belirtmek isteriz ki,  bizler; Anayurtlarımızdan Anadolu'ya keyfi sebeplerle değil, sürgünle gelmiş halklarız. Ailelerimizin bir yarısı Anavatanımızda kalırken yada ölürken diğer yarısı büyük acılar ve zorluklar çekerek Anadolu'ya gelebilmiştir. 

Bizler hiçbir zaman Anavatanlarımız ile bağlarımızı koparmadık. Bedenlerimiz ve zihinlerimiz Anadolu Topraklarına alışırken, ruhumuzun ve kalbimizin bir yanı hep anavatanımız için yaşadı. 

BİZLER ELLE YAPILMIŞ, DİZAYN EDİLMİŞ, ÇEŞİTLİ VAATLER İLE BİR ARAYA GETİRİLMİŞ DİASPORALAR DEĞİLİZ.

Türkiye Kuzey Kafkasya Diasporası olarak, 1864'den  beri Anavatanlarımız olan; Abhazya, Adigey, Çeçenistan,  Kabardey-Balkarya, Karaçay-Çerkesk, Osetya ve Dağıstan'da iyi yada kötü ne oldu ise müdahil olduk. Acıları paylaştık, aşmak için elimizden gelen her şeyi yaptık. Sevinçlere ortak olduk. Çünkü biz hep bir olduk.

Diğer taraftan, 1864'den günümüz Türkiye'sine gelindiği her aşamada, Kuzey Kafkasya Diasporası olarak Anadolunun bir gerçeği ve rengi olduk. Vatanından koparılmanın ne demek olduğunu iyi bilenler olarak, 2. Anavatanımız Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti'ne sarıldık, kan olduk, can olduk, komutan olduk, asker olduk, işçi ve işveren olduk. Hepsinden gurur duyduk.

Bizler büyük sürgüne kadar Anavatanlarımızda Abazalar, Adigeler, Çeçenler, Osetler ve Dağıstan'lılar olarak nasıl kardeşçe yaşadı isek, bugün Türkiye'de de öyle yaşıyoruz. Birbirimizi kolluyor ve her zaman dayanışma içerisinde oluyoruz. 

Bizler; hem büyük sürgünden önce, hem de diaspora yıllarında çevremizde yaşayan halklar ile iyi ilişkiler kurduk. Günümüzde Türkiye'de birçok Abaza, Adige ve Oset; köy içinde ve yakınlarında; Gürcü'ler, Lazlar, Kürt'ler ve Türk'ler le komşuluk etmekte, akrabalık ilişkileri kurmakta, organize olmakta, aynı devletin halkı olmayı becerebilmektedir. 

Tüm bunların yanında, faşist ve emperyalist güçlerin; kendi amaçları doğrultusunda, halkların kardeşliğini göz ardı ederek faşizan söylem ve eylemlerde bulunmaları 27 yıldır alışkın olduğumuz bir olgudur. 

Özellikle dikkat edilmesi gereken ise;
hepimizin aşikar olduğu bu emperyalist güçlerin;  Türkiye'de komşuluk hukuku içerisinde, birbirine saygı ve sevgi duyarak yaşayan halkların arasına nifak tohumları ekme çabasıdır. Üzülerek görüyoruz ki şer odaklarının bu çabaları bazı kesimlerde karşılık bulmuş; altı boş, karşılığı olmayan, sipariş üzerine kurulmaya çalışılan, olmadığı halde varmış gibi gösterilen hayali diasporanın hayali kurumları, Güney Osetya Katliamı ile ilgili demeçler vermiştir.

08.08.2008 tarihinde gece yarısı, masum  Oset  halkının  üzerine füzelerle, roketlerle, tanklarla  saldırıp; kadın, çocuk ,yaşlı  demeden iki bine yakın cana kıyıp, sonrasında mağdur pozisyonu alarak ’’ Bize saldırdılar’’ demek, en basitinden, akıl tutulmasıdır. Kimin kime ne zaman   saldırdığını merak edenler, şimdi  bir suçlu olarak aradıkları o dönemdeki liderlerinin uluslararası medyaya verdiği demeçleri inceleyebilirler.
 Faşist Gürcistan Yönetimi'nin 2008'de yaptığı soykırımı bizler 12 yıldır anmaktayız. Tam 12 yıl boyunca Türkiye Cumhuriyeti'nde hiçbir kesimden aksi bir söylem gelişmemişken, ansızın ortaya çıkan birileri 3 gün önce sözde bir bildiri yayınlamışlardır.

Soykırımı’nın 12. Yıl Dönümünde yapmış olduğumuz açıklamamızın ardından, Gürcistan Kökenli olduğunu iddia eden bir kısım STK’lar, yaptıkları açıklamada; Gürcistan’ın iki bölgesinin Rusya Federasyonu tarafından 2008 yılında işgal edildiği iddia edilerek, Rus  emperyalizmi kınanmış ve ülkemiz Türkiye göreve davet edilmiştir. 
Elbette ki emperyalizmi her durumda kınamak gerekmektedir. Bunun yanında,  hiç kimsenin kendi emperyalist-faşist düşüncelerini örtbas etmek için,  hedef saptırması’ da kabul edilebilir bir durum değildir.
 Bildiride adı zikredilmeden, ‘iki bölge’ diye geçiştirilen yerler,  Abhazya Cumhuriyeti ve Güney Osetya/ Alania Cumhuriyeti’dir. Anavatanlarımız olan bu iki ülke, tarihin hiç bir döneminde Gürcistan boyunduruğunda olmamıştır. Abhazya ve Güney Osetya; Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde, yasal  referandum  haklarını kullanarak bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir.
SSCB’nin kurucu unsuru ve bölgenin kadim halkları Abhaz ve Osetler’in bağımsızlık kararına, Faşist Gürcistan Yönetiminin cevabı ağır olmuş, Gürcistan tarafından yapılan saldırılarda; sivil ve savunmasız binlerce insan öldürülmüş, yerinden, yurdundan edilmiştir. Bu savaşlarda; Abhaz, Oset ve kardeşlerine hiç bir zaman desteklerini esirgemeyen diğer Kuzey Kafkasyalı  kardeşlerimiz Adige ve Çeçen'lerle birlikte binlerce Gürcü hayatını kaybetmiştir. Yakın tarihte gerçekleşen ve her türlü yorumdan uzak bu emperyalist saldırıların bedeli kan ile ödenerek Abhazya ve Güney Osetya'nın bağımsızlığı ile sonuçlanmıştır. Bu saldırı kararlarını vererek, binlerce canın kaybedilmesine yol açan basiretsiz yöneticiler, bugün bizzat  Gürcü Halkı tarafından lanetlenmekte ve dünyada saklanacak yer aramaktadır.

Bizler için yok hükmündeki bu bildiri, ileriki günlerde olabileceklerin bir habercisidir. Devletimiz  Türkiye Cumhuriyeti bu dış destekli yapay diaspora oyununu görmelidir. Devletimiz, içerisinde kardeşçe yaşayan halkların arasını açacak olan tüm oyunları bozmalıdır. 

Türkiye Cumhuriyeti'nde kardeşçe yan yana yaşadığımız bu halklar; kendileri ile tarihi ve coğrafi hiçbir bağı olmayan kişilerin ve kurumların oyununa gelmemeli, ülkemizin huzurunu bozmamalıdır. 

Bizler; Türkiye'de faaliyet gösteren Kuzey Kafkasya Sivil Toplum Kuruluşlarının çatı örgütleri olarak, bu oyuna gelmeyecek, kukla yönetimlerin uyguladığı hiçbir mantığı olmayan politikalara geçit vermeyeceğiz. 

Bizler, Gürcü halkının düşmanı değiliz. Gürcistan Halkıda Kuzey Kafkasya Halkları’nın düşmanı değildir. Gürcüler, Kuzey Kafkasyalı diğer halklar gibi , o coğrafyanın kadim halklarındandır. Bugün yapılması gereken;  yaşananlardan ders alarak, bu  topraklarda,  barış içinde nasıl yaşanacağına odaklanmaktır.
Türkiye'de ve Kafkasya'da her daim birlikte yaşayan Abhaz, Gürcü, Adige, Çeçen,  Oset ve diğer kardeş halkları birbirine düşürmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.